23 Haziran 2017 Cuma

Bulgaristan Gezim


Herkese merhaba! Bugün sizlere önceki yayınlarımda da bahsettiğim gibi Bulgaristan gezimi anlatacağım . Bayramın ikinci gününün gecesi  yola çıktık ve öğle saatlerinde oradaydık .Yolculuk gerçekten çok yorucuydu . Biz  de ilk olarak kendi köyümüze gittik . Babam da bizi yakınlarında bulunan Ören Yazovir’ine götürdü (Yazovir = Baraj ) 
Not : Fareyi resimlerin üstüne getirdiğinizde ayrıntılı bilgi elde edebilirsiniz






Orada 3 gün kaldıktan sonra Cebel’deki akrabalarımızın yanına gittik . Akraba dediysem ananemin babası . Kaldığımız bu süre zarfında sadece son gün kasabaya inebildik çünkü yapmamız gereken bir puzzle vardı . Onu bitirmeden  inmek istemedik ve puzzle 2 günde bitti . 




























Cebel’den sonra başka bir köye gittik ve orada da 3 gün kaldık fakat oradan hiç fotoğraf paylaşamayacağım çünkü telefonumun şarjı bitmişti ve ben de ‘’Biraz da köy hayatını yaşamalıyım’’ deyip telefonumu şarja takmadım ve ‘’Bakalım hayat böyle nasılmış ?  ‘’dedim . Köy yaşamı gerçekten çok zor . Köye gittiğimiz ilk gün inekleri götürdük . Akşama da geri getirdik .  Gök gürültülü ve şimşekli bir havada inek götürmek gerçekten çok hoş bir durum . Denemelisiniz ! 

Köyde de 3 gün kaldıktan sonra tekrar kendi köyümüze gittik ve son günlerimiz burada geçti . Ben de son günlerin anısına manzara fotoğrafı çektim .










Ardından 31 Temmuz tarihinde geri dönüş için yola çıktık .Yolda bir çeşmede ara verdik . 






Kardeşimin isteği üzerine dönerken  Ustra Kalesi ‘ne de uğradık . Araba bir yere kadar çıkıyor . Geri kalan yolu yürümemiz gerekiyor . Fakat yürüyeceğiniz yol bir patika ve dağın tepesine doğru . Biz de pes etmedik ve kimseciklerin olmadığı dağa doğru yürüdük,  yürüdük , yürüdük. Sonunda tepeye ulaştık . İşte manzara . Bunca yürümemize değdi mi ?  Kesinlikle evet . Kalenin bulunduğu yer ve manzarası muazzam . Kaleyi neden buraya yaptıklarını anlıyorum çünkü  bütün şehir ayaklarının altında . Öyle şehir dediğimde aklınıza binalar , gökdelenler gelmesin . Ufak ufak köycükler yani . İnternette araştırma yapmak istemiştim fakat herhangi bir kaynak bulamadım bu kale ile ilgili .     
       




















Kaleden de indikten sonra yolumuza devam ettik . Manzarası eşsiz olan bir yerden geçerken ‘’Baba burada dur ‘’ dedim ve inip hemen fotoğraf çekmeye başladım . Lakin gözle gördüğün fotoğrafla bir olur mu ? 




Oradan da fotoğraflarımı alıp sınıra doğru gittik . Sınırdan geçtikten sonra yaklaşık yarım saatte bir benzin istasyonlarında mola vere vere Çanakkale Feribotuna ulaştık . Ulaştık ulaşmasına ama sıra neredeyse 1 km uzunluktaydı . Görünce şaşırdık . Tabi sıra beklerken ben de boş durur muyum ? Hemen aldım elime telefonumu ve ayın güzelliğini ve manzarayı fotoğraf çektim . 




Sıra göründüğünün aksine çok çabuk ilerledi . Ve feribottaydık . Tabii ki orayı da fotoğraf çekmeden geçemedim.









Zaten feribottan inice Bursa’ya çok az bir yol kaldığından eve geldik . İşte benim Bulgaristan tatilim de böyle geçti . Bir sonraki yayında görüşmek üzere . Kendinize iyi bakın .













Hiç yorum yok:

Yorum Gönder